2012 Hollanda Turizm Fuarındayız
Datça Belediyesi olarak bu yıl ilk kez kendi standımızla Hollanda - Utrecht Uluslararası Turizm Fuarı’na katıldık. Belediye görevlileri dışında Belediye Meclis Üyeleri Salih Uyanık ve Orhan Keskinsoy’un da katıldığı turizm fuarı ve Amsterdam İnceleme Gezisi’nden kısa notları Orhan Keskinsoy’un kaleminden sunuyoruz.
HOLLANDA, AMSTERDAM (UTRECHT) TURİZM FUARINDAYDIK
Fuarı anlatmadan önce Hollanda ve Amsterdam hakkında birkaç cümle etmek istiyorum.
Hollanda’nın coğrafyasından, toplumsal yaşantısından öyle uzun uzun söz etmek istemiyorum. Zaten bunları internet kullanan herkes bulabilir. Ben sadece bizim, daha doğrusu benim gördüklerimi,bizim yararlanmamız ve yararlanmamız şeyleri anlatmaya çalışacağım.
Bir de bizim çok şansımız vardı. Doğu Hollanda Eyalet Parlamentosu VVD milletvekili,Türk (İzmit’li) Köksal Gör’ün anlatımlarını not ettik. İşte gözlemlerimizle bunu birleştireceğiz.
Hani ilk indiğinizde ne gördünüz derseniz, puslu bir hava. Öyle korkulacak soğuk bir havanın olmadığını gördük derim.
- Otelimize gitmek için bir taksi çevirdik. (Dört kişi).Tam binerken taksiciyle kırk yıllık dost gibi olduk. İner inmez bir Türk’le tanıştık. Taksici Mehmet…8 taksisi varmış,orada çalışıyormuş, Türkiye’yle ilişkisini kesmemiş. Taksimetreyi açınca, tamam hapı yuttuk dedim. Önde oturuyordum. Taksiye bir kişi binince açılış 2.50 Euro,biz dört kişi olduğumuz için 7.95 Eurodan açıldı. Tarife önünüzde duruyor. 40-45 km yolu 50 Euroya gittik. İlk hayal kırıklığı. Hemen burası çok pahalıymış dedik.
- Kaldırım yok. Araç yollarıyla, taşıt yolları aynı hizada. Trafik ışıklarında, bir ses var. Yeşil yanmaya başlayacağı sırada yavaş yavaş ikaz zili çalıyor. Işık söneceğine yakın ses hızlanıyor. Bu körler için bir hizmetmiş.
- Kaldırımlar üzerinde çıkmalar var.Hem de en işlek yerde (Damrak’ta) Birini ölçtüm,14x2,5 metre idi..
- Güneşi 009-10.00 arası ancak görüyoruz. Ama yaşam 00.5.00 lerde başlıyor. Trenler(metro), kanallar yoluyla taşımacılık ve en önemlisi bisiklet. 7'den 70'e herkesin bisikleti var. Bisiklette örgü örülebilir, el işi yapılabilir, kitap okunabilir, hatta uyunabilirmiş de!.. Daha sonra öğrendik başbakanlar, bakanlar da bisiklete biniyormuş. Hem spor,hem ucuz. Çünkü ulaşım çok pahalı. Bir örnek vermek gerekirse, bizim otelle fuar arasındaki uzaklık 40 km falan. Gidiş-dönüş bilet ücreti 13.60 Euro (Türk parasıyla 27,5 lira gibi) Bu parayla Muğla’ya gidip gelmek olası…
- Hayvancılıkla ünlü bir ülke. Burada bir kg adam gibi yoğurt bulamadık. Var da şekerli, katkılı falan. Adam gibi 1 kg süt de bulamadık.
- Peynirle ünlü bir yer. Ama ortalama bir kg peynir fiyatı 15-20 Euro (yani Türk parasıyla 40-50 TL)
- Alış verişlerde istemezseniz belge de vermiyorlar.
- Teknolojinin her türlüsünü kullanıyorlar. Ancak bu teknolojinin de insan gücü olmadan, insan eli değmeden kullanılamayacağının örneğini gördük. Şimdi Türkiye’de İstanbul’un İstiklal Caddesini düşünün, ya da Datça’nın Atatürk Caddesi’ni…Küçük bir temizlik aracı caddeyi süpürüyor. Ama kaldırım ve dükkan kenarlarını alamıyor. İşte orada insan devreye giriyor. O modern araçlarının önlerinde, ellerinde süpürgeler ve hortumlarla çöpçüler var. Kenardaki çöpleri makinenin önüne atıyor. Arkadan hortumla ikinci temizlikçi caddeyi yıkıyor. Demek ki neymiş ÖNCE İNSAN!
Daha söylenecek çok şey var. Ancak biz Datça Belediyesinin faydalanacağı, Datçalıların neler yapması gerekeceği üzerinde durmak istiyoruz.
Bundan sonrasını,bize tam bir gününü ayıran M.Vekili Köksal Gör’le yaptığımız görüşme ve söyleşi üzerine ayırmak istiyorum.
- 16 Ocak 20122 günü bizi otelimiz İBİS’ten kendi otomobiliyle aldı. Bir Türk Lokantasında (Karamanlı bir aile) muhteşem bir kahvaltı yaptık. Datça’daki gibi. Su böreğinden, salatalık, domates, peynir, çorba vs.Açık büfe.
Bize Hollanda hakkında kısa birkaç cümle söyler misiniz?
M.Vekili arabada bize bir Barbaros Hayrettin Paşa heykelinden bahsetti. Ama ayrıntıya girmedi.Ama araştırınca gerçeğe ulaştım. Öncelikle sizinle paylaşmak istiyorum:
“Ledine(laydın) denilen şehirde, belediye binasının bulunduğu cadde üzerinde Barbaros Hayrettin Paşa heykeli bulunmaktaymış..Heykel binanın çatı katındaymış.
Kaptanı deryanın solunda Neptün(Deniz Tanrısı),sağında Mercüry’nin yanında Ankara tiftik keçisi heykeli bulunmaktaymış..
İki söylenti varmış. Birincisi; İspanyollar Hollanda’yı işgal edince, Hollandalılar Osmanlıdan yardım istemiş. Osmanlı Devleti, Barbaros Hayrettin Paşa’ya Hollanda’ya gitmesi için hazır ol emri vermiş. Bunu duyan İspanyollar hemen işgali sonlandırmışlar, İşte binanın üstüne bu heykelin yapılışının nedeni ve heykelin altına eski Hollandaca” TÜRK GİBİ BEREKETLİ VE ALTINLA DOLU” yazılmış.
İkinci söylenti ise; bir tüccarın Türklerle ticaret yapması ile ilgili. Özellikle Ankara tiftik keçisi yünü getirip satan tüccar çok paralar kazanınca bu binayı yaptırmış.
Ne olursa olsun. Bu bizim Onlarla daha sıcak ilişki kurmamız gerektirir derim. Bir şeye de üzüldüm. Bu şehir bizim bulunduğumuz fuar alanına da, Amsterdam’a da çok yakınrmış. Bilseydim giderdik.Neyse gelecek yıllarda diğer arkadaşlar gider.
K.G- Holanda daha önce Fransızlarınmış. Nederland, denizden aşağı demek. Şu anda bulunduğumuz Amsterdam denizden,yaklaşık 7 ile 13,5 metre su altındadır. Su baskınları gibi büyük afetlere karşı önlemler alınmış durumdadır…
K.G- Bir ev fiyatı yaklaşık olarak 150 ile 400 bin Euro arasında. Hollanda’da çöp çok değerli. Çöp yetmediği zaman parayla İtalya’dan çöp ithal ediyor. Belediye sınırları içindeki (Metro, Tramvay) bu trenlerin tamamı çöpün arıtmasından elde edilen elektrikle işliyor. Amsterdam’da bulunan dünyanın en teknik çöp yakma fabrikası, günde en az 600 tır çöp işliyor. Çöpler ayrıştırılarak toplanıyor. Çöp toplama işini hem devlet,hem değişik şirketler yapıyor. Zaten burada ihaleler bir kişiye verilmez.
- Sokaktaki hayvan (kedi-köpek) sahipsizse elde tutuluyor. Sahipliyse sahibine haber veriliyor. Sahipsiz hayvan iki-üç ay gibi tutulup isteyene verilebiliyor. Çok sağlıklı bir hayvan en çok bir yıl tutuluyor. Sonrasını Vekil yanıtlamadı, biz de çok üzerinde durmadık!
- Ev hayvanı olan herkes belediyeye vergi ödüyor (Bizdeki Çevre temizlik vergisi gibi).
- Ortalama gelir ne kadar? Örneğin bir ilkokul öğretmeninin maaşı ne kadar?
K.G-Ortalama maaşlar 1500-3000 E arasında. Bir öğretmenin ortalama maaşı; 2500-3000 E kadardır…
Hollanda’nın gelirleri neler dersek kısaca ne dersiniz?
K.G- Vergiler. Burası bir vergi devleti. Vergini ver,ne yaparsan yap. Bir örnek verirsem, Hollanda, yurda sokulan uyuşturucudan yılda milyarlarca Euro vergi almaktadır.
- Irak’ın soğanını, Suudi Arabistan’ın tavuk ve diğer et ürünleri ihtiyacını Hollanda karşılıyor (insanın Türkiye’nin dibi diyesi geliyor!) Özbekistan’ın tüm tarım ürünleri ihtiyacı buradan gidiyor, Çin’e hıyar ihraç ediyor.. Gagauz Türkleri bile tohumu Hollanda’dan alıyor.
-Tabii toprak bölünmüyor.İllaki bölünmesini isterseniz müthiş vergisi var. Kimse de istemiyor zaten. Tarım kolektif yapılıyor. Hollandalılar tarihten ticaret ruhludurlar. Ticaret o kadar önemli ki,ticari olarak rüşvet veren bir esnaf bunu belgelerse,rüşvetin vergi iadesini geri alıyor…
- Biraz da parlamento hakkında bilgi verir misiniz?
K.G- İki meclisli bir kurum var. Biri normal vekillerden oluşan bir meclis,biri de meclisten çıkan yasaları denetleyen bir yapı.
- Eskiden bizde olan Senato gibi!
K.G- Evet aynen öyle.Anayasa Mahkemesi yok. Gerek te kalmıyor zaten.. Yüksek Mahkemeler var.
- Hükümetin kurulmasında son imzayı kraliçe atar…
- Eski M.vekili diye bir şey yok. Dokunulmazlık yok, Kartvizitle iş görülmez. M.Vekili halkın yaptığı birçok şeyi yapamaz. Yani ”Sen benim kim olduğumu biliyor musun” sözü politik hayatının sonudur... (Plakası düşmüştü..!)
- Meclise öyle hurra her zaman gelinmez. En kalabalık günü Eylül’ün ikinci haftasıdır. Çünkü bugün herkesi ilgilendirecek bir gündür. Bütçe açıklanır.
- Bakanların adlarını kimse bilmez.
- Ayrıca gönüllüler meclisi bulunmaktadır.
- STK lar ve NGO lar çok güçlüler ve dediklerini yaptırıyorlar (Bizim Kent Konseyi gibi)
- Lobicilik Hollanda’da çok yaygındır.Meclisimizde AB parlamentosunun lobileri var.
Biraz da Belediye çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?
- Gördüğünüz belediye (Doğu Amsterdam) 500 metre derinlikten gelen su ile ısıtılıp soğutulmaktadır.
K.G- Belediye gelirlerinin tamamı vergilerdendir.
- Yol vergisi, (araba) eyalete ve devlete, belediye payını alır
- Park vergisinin tamamını belediye alır (Otopark gibi…)
- Trafik tescil işlemleri
- Eğitim-öğretim işlemleri
- Pasaport işlemeleri de belediye tarafından yapılır
- Belediyede danışmanlık kurumu çok ileridedir
- Sayın vekilim araya girip bir istekte bulunabilir miyiz? Tuvaletlere, klozetlere lütfen teharet (Temizlenme) çubuğu koyunuz
- Bunu öneri olarak sunacağım
- Şimdi bizi ilgilendiren bölüme geldik. Sizin daha önce Belediye Meclis üyeliği yaptığınızı biliyoruz. Belediye çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?
- Valiyi ve Belediye başkanını Kraliçe atar. Görev süresi altı yıldır. Meclis üyeleri dört yılda bir yapılan seçimle iş başına gelir.
- Hollanda’da belediye meclislerinde 100’ün üzerinde Türk bulunmaktadır.
- Politik açıklamaları Belediye Encümeni yapar.
- Meclis Hükümet politikalarına karşı program da yapar..
- Daha önce anlattığım gibi Sivil Toplum kuruluşları dediğimiz (STK-NGO) gibi örgütler gerçek bir denetçidir. Öneriler sunar, çözümler ister.
- Meclis üyelerinin maaşları Amsterdam ve diğer yerlerde farklıdır. Şehrin nüfusuna göre Belediye başkanının ve meclis üyelerinin maaşları belirlenir. 175 bin ve 20 bin nüfuslu yerler arasındaki belediyelerdeki maaşlarda da fark vardır.
- İkinci maaşın yarısını devlet alır. Örnek olarak verirsek; 1000 E alan bir meclis üyesi varsa ve başka bir geliri varsa (işyeri,emekli gibi9 bunun yarısını yani 500 euroyu devlet vergi olarak tahsil eder.Ancak bunu masraf olarak gösterebilirsen, yani harcayacak yerin varsa, konut gibi, otomobil gibi geri ödeme yapmıyorsun.
Şimdi diyeceksiniz ki, fuar bu anlattıklarının neresinde?
O zaman biraz da fuardan söz edelim:
Bir fuara bir gün önceden gittik. Nereye? Nasıl? Yerleşeceğimizi görmek için. Sonra bazı bürokratik işlemleri yaptırmak için. Yerimizi gördük. Muğla ili ve ilçeleri bir bölge içinde. Hemen yanında Antalya ve ilçeleri var.
- Fuara katılan Türkiyeli il ve ilçeler: Muğla (Datça, Marmaris, Bodrum, Fethiye) Antalya (Side, Alanya, Belek, Manavgat, Kemer), İzmir (Çeşme), Aydın (Kuşadası, Didim), Adıyaman, Rize, Mersin.
- Kuşadası ve Bodrum ayrıca özel stantlar da açmışlardı! EE ne de olsa para bol, destekçi bol.!
- Fuarda tüm dünya kıtalarından ve devletlerinden katılım var.
- En görsel tanıtımı Yunanistan, (Adaları dahil - Simi yoktu!), İspanya, İtalya gibi devletler yapıyorlar. Tabii arkalarında devlet ve hükümet olduğu belli. Bunu neden yazdığımı ileride anlayacaksınız.
- Uzakdoğu ülkeleri ve Latin Amerika ülkeleri sıcak. Ama o kadar.
Türkiye ve Muğla olarak gördüğümüz noksanlıklar:
- Stantlarımız,sanki başka ülkelerin stantları gibi,birbirinden uzak,kopuk, zaten aralarına sirk gişesi gibi engeller konulmuş. Diğer ülkeler, yani Yunanistan gibi, hep birbirlerini görüyorlar, iç içeler…
- Bizim yardımımıza koşacak, hükümet yetkilisi, devlet yoktu fuarda. Hele Muğla ilinin temsilcisi yoktu diyebiliriz. Vardı da,yoktu! Gelip bize ”Bir ihtiyacınız var mı? Nasıl gidiyor?“ diye soran olmadı.
- Türk Hava Yolları (THY) tanıtım standında (Fındık ve
lokum ikramı yaptılar sürekli) İstanbul, İzmir tanıtımı yapıldı sürekli. Sanki Bodrum, Milas, Dalaman hava alanı yokmuş gibi davranıldı.
- Utrecht fuarı uzun yıllardır yapıldığında, fuara gelen yerli ve yabancı turist adayları ya da daha önce Datça’ya gelenler burada gerçekten bilgilendirilmek istiyor. Danışıyorlar, soruyorlar. Çoğu bu fuarlarda gidilecek yerleri tespit ediyor.
- İstanbul’un adı var, kendisi yoktu!
- Küçük bir eleştiri getirmek istiyorum. Bir simitçi dükkanı açıldı yakınımıza. Kontrolsüz, istediği gibi fiyat belirlemiş. Örneğin bir sandviç 3.5 Euro, bir küçük su 2 Euro. Bunu dışarıda (Hemen fuardan çıkıp, tren istasyonuna giderseniz) 1 Euroya alıyorsunuz. Acımasızlar! Satış fişi yok, fiyat etiketi ve tarife listesi yok. Tam korsan. Adını vermiyorum. Saraylı bir simitçi!
Fuarlara katılacaksak şunları yapalım derim:
- Datça’nın tam yerini gösteren (Türkiye haritası içinde) görsel bir doküman olmalı.Tam bir turizm haritası çıkarılmalı. Türkiye ve çevresindeki hava limanları gibi…
- Knidos mutlaka öne çıkarılmalıdır.
- İnsanlara stantta bir şeyler sunmalıyız. Ne bileyim gelen geçenlere tabak içinde badem sunmak, ya da ucuza yaptıracağımız badem ezmesi sunmak gibi. Kağıt ve benzeri şeyleri sunmak yetmiyor
- Türk kahvesi mutlaka tanıtılmalı.Hatta standını bile açabiliriz. İzin alıp,orada çok ucuz fiyata sunabiliriz de. Hem masraflar çıkar,hem de güzel bir tanıtım olur. (Belki ütopya gelebilir. Ütopyamız olsun ne çıkar. Ütopyamızın olması da gerekli diyorum)
- Yerel giysileri de kullanabiliriz.
- Kurutulmuş yerel otları da...
- Bolca keçi boynuzu götürelim derim. Dağıtalım. Çok ilgi çekeceğine inanıyorum. Hem de organik diye tanıtabiliriz....
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. 21.01.20112











