• DeutschEnglishDutchRussianTürkçe

Cici Camping Basın Açıklaması

DATÇA Belediye Başkanı Şener Tokcan’ın “Cici Camping” olarak adlandırılan konuyla ilgili açıklaması.

“Cici Kamping” işletmecileri olarak tanımlanan Sertan Öztürk ve Can Akkuş adlı kişilerin Belediye’mizi ve şahsımı hedef alan ve özellikle bir-iki  yerel gazetede geniş bir şekilde yer verilen iddia ve suçlamalarına ilişkin açıklama yapmak zorunda kalmış bulunmaktayım.

Öncelikle “Cici Restaurant” olarak Belediye’de kaydı bulunan işletmenin ruhsatının en son niçin ve nasıl yenilendiğini açıklamakta yarar görmekteyim.

Necdet Salih Çora adlı kişi Belediye’ye verdiği 14.06.1991 tarihli dilekçe ile İskele Mahallesi Çökertme Mevkii’ndeki (153 ada 158 parselde Fatma Nurten Teker’den boş olarak kiraladığı arsa üzerindeki) kamping işletmesini devraldığını belirterek, “ruhsatnamenin” tarafına verilmesi talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine yapılan incelemeden sonra adı geçene “Cici Camping” unvanı altında “Camping işletmesi” ruhsatı verilmiştir. 20.06.1991 tarih ve 40 sayılı bu “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” 6 ay geçerli olmak kaydıyla düzenlenmiştir. Bu arsa o tarihlerde 1984 yılında ilan edilen birinci derece sit alanı içinde kalmaktaydı.

Muazzez Çora adlı kişi Ogan Timinci adlı kişiden 20.07.1997 tarihinde yine aynı ada üzerindeki bulunun 160 no’lu parseli  4 yıllık kira kontratosu ile boş olarak kiraladıktan sonra, bu tarla üzerinde 8.5.2000 tarihine kadar kafeterya işletmiştir. Daha sonra verdiği dilekçe ile bu yer için “Cici Çay Bahçesi” adı altında kendisine geçici olarak 25.06.2001 tarihinde Çay Bahçesi işletmesi ruhsatı verilmiş, 25.06.2001 tarihinde kayda giren dilekçesi üzerine de ruhsatı “Cici Cafe” adı altında “Cafe İşletmesi”ne çevrilmiştir. Bu ruhsat da geçici olmak kaydıyla yenilenmiştir. Muazzez Çora 12.06.2002 tarihinde verdiği dilekçe ile çay bahçesi işletme ruhsatının bu sefer “restaurant” olarak değiştirilmesi talebinde bulunmuştur. Bu sefer de bu kişinin isteği yerine getirilmiş ve 14.06.2002 tarihinde kendisine “Cici Restaurant” adı altında “Restaurant İşletmesi” ruhsatı verilmiştir. Ancak bu son ruhsatta geçici olduğuna yolunda herhangi bir kayıt yoktur. Bu kişi 3.3.2005 tarihinde bu lokantaya içki ruhsatı almak için başvuruda bulunmuşsa da bu talebi bir sonuca bağlanmamıştır.

Biz göreve geldikten sonra geçen yıl Mayıs ayı başlarında tekrar el değiştirdiği ve yeniden düzenlendiği ifade edilen Cici Kamping’in açılışına davet edildim. Topluca gittik ve tanıdık kişilerce karşılandık. Orada kendilerine kıyıdaki döküntüleri de bir an önce kaldırmaları gerektiği söylendi. Buna tamam deyip küçük bir tahta iskele yapmak için izin de istediler. Ben de bunun kesinlikle mümkün olamayacağını, çünkü birçok kurumun muvafakati olması gerektiğini ifade ettim. “Hayırlı olsun” dedikten sonra Belediye’ye döndüm ve zabıta amirine bu kişilerin bizden ruhsat aldıklarını hatırlamadığımı belirterek, birkaç gün geçtikten sonra gerekli denetimin yapılmasını istedim. Zira hemen yapılacak bir denetim yeni açılan bir işyeri için pek yakışık almazdı. Görevliler denetime gittiklerinde, o işyerinin Muazzez Çora’ya ait “Restaurant” ruhsatıyla işletildiğini, ancak içki ruhsatı olmadığını söylediler. Oysa o gün bize içki servisi yapılmıştı. Ben de bunun üzerine başvuru yapmalarını, uygunsa “Restaurant” ruhsatının “İçkili Lokanta” ruhsatına çevirmelerini istedim. Kendileri Muazzez Çora’nın imzaladığı mevzuat gereği 18.05.2009 tarihli yeni bir başvuru formuyla “içkili lokanta” ruhsatı talebinde bulundular. Yapılan incelemede engel bulunmadığı anlaşıldığından Muazzez Çora adlı kişinin var olan “Cici Restaurant” adlı işletmesinin lokanta ruhsatı 22.06.2009 tarihinde “İçkili Lokanta” ruhsatına çevrildi. Ben en son ruhsatına bakarak içki izni için ruhsat yenilenmesinde herhangi bir sakınca görmedim. Daha sonra da iki defa misafirlerimi o işletmede ağırladım.

Datça Kaymakamlığı 30.07.2009 tarih ve 1336 sayılı yazısı ekinde, ismini veremeyeceğim bir vatandaşımızın dilekçesini göndererek bu dilekçede yazılı hususların incelenip sonuçtan bilgi verilmesi istenmiştir.  Valilik makamına verilen ve bilgi için de Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’ne gönderilen bu dilekçede söz konusu işletmenin olduğu 1. Derece arkeolojik sit alanı üzerinde 100 metrekarelik yapı içinde bir adet mutfak, iki adet tuvalet, bir adet soyunma kabini ve duşu kaçak olarak yaptığı; yine aynı işletmenin bu yapının önünde eski liman olarak bilinen ve yine birinci derece arkeolojik sit alını üzerinde 50 metre uzunluğunda kaçak iskele yaptığı belirtilmekteydi. O yerin birinci derece sit alını üzerinde olduğunu Kaymakamlığımızın bu yazısı sayesinde öğrendim. Yaptığım incelemede burasının birinci derecede sit alanı içinde olduğunu gördüm. Tam turizm sezonu ortasında gelen bu yazı beni oldukça üzdü ve endişelendirdi. Böyle bir durumda bu işletmenin kapatılması söz konusu olacaktı. O günlerde bu lokantayı işleten kişiler de böyle şikayet mektubundan haberdar olmuşlardı. Ancak daha sonra aynı adı taşıyan kişi Belediye Başkanlığı’na  verdiği ve 10.08.2009 tarihinde kayda alınan dilekçede, Valiliğe verilen söz konusu şikayet dilekçesi ile hiçbir ilgisinin olmadığını söylemiştir. Kaymakamlık konuyla ilgili ne gibi işlem yapıldığını tekrar sorunca 16.10.2009 tarih ve 3128 sayılı yazımızla bu kişinin Belediye’mize verdiği dilekçe Kaymakamlık makamına gönderilmiştir.

Ancak Kaymakamlık tarafından inceleme için görevlendirilen bir yöneticinin Belediye Başkanlığı’na yazdığı 1.12.2009 tarihli “gizli” ibareli yazıdan anlaşılan, şikayet mektubuyla ilgili yazımıza rağmen bu konuyla bizim dışımızda Belediye’mizin de sorumluluğunu gerektirecek bir inceleme yapılmakta olduğuydu (Yazı gizli olduğu için içeriğinden daha fazla söz edilmesi doğru olmayacaktır.). Bunun üzerine yerinde inceleme ve tespit yapılması talimatını verdim. Bu sefer bizim göreve geldiğimiz tarihten önce var olan yapılara ilaveten kısa süre önce PVC doğramalarla yeni ilaveler yapıldığı görülmüştür. Bunun üzerine 2.12.2009 tarihli yapı tatil zaptına dayanarak Encümence İmar Yasasının 32. maddesi uyarınca mühürlenmiş ve 30 gün içinde bu yapıların yıkılması kararlaştırılmıştır.

Muazzez Çora’ya ait söz konusu yer için birçok kişi yeni ilave edilen PVC doğramaların kaldırılıp yerin tekrar açılması için sözlü ve yazılı talepte bulundularsa da, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarih ve 658 sayılı kararı uyarınca birinci derece arkeolojik sit alanlarının, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacağından ve de bu alanlarda kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyeceğinden o taleplerin yerine getirilmesi mümkün görülmemiştir. Oradaki duş, tuvalet, mutfak gibi yapıların birkaç sene önce yapılmış olması bir kazanılmış hak olarak kesinlikle değerlendirilemez. . Birinci derece arkeolojik sit olan bu alanda değil izinsiz, ruhsatlı bir kümese dahi izin verilmesi mümkün değildir. Hele hele  toprağın kazılarak tuvalet, duş ve mutfak yapılması, temel atılmadan da olsa  zemin üstüne beton dökülerek üzerine doğrama yapılması gibi uygulamalar  kesinlikle yasak olan işlemlerdir.  Bu kadar katı kurallara bağlanmış ve esasen Anıtlar Kurulunun denetim ve gözetiminde  olan böyle bir alana söz konusu uygulamaların yapılmış olmasın, Datça’mızda iskanı alınmış, ancak daha sonraları balkon kapatma  gibi ilk bakışta sanki  mevzuata aykırı ilaveler yapılmış  izlenimi bırakan bazı binalardaki uygulamalarla karşılaştırılmış olmasını da  çok doğru bir yaklaşım olduğu söylenemez. Kaldı ki benden önce ve sonra birçok binayla ilgili olarak bunların imara uygun hale getirilmesi için encümen kararları alınmıştır.  Bunlarla ilgili uygulamalar yapılmış ve yapılmaya da devam edilecektir. Bu uygulamalar karşısında açıkça tehdit içeren ve bütün binaların kusurlu olduğu varsayımıyla bu tür binaları aynı şekilde yıktıracakları şeklinde imada bulunulması, kendilerinin çözüme yönelik olmayan bakış açılarını açıkça ortaya koymaktadır.

Muazzez Çora’nın İçkili Lokanta olarak yenilenen ruhsatı, hiçbir zaman inşaat ruhsatı yerine geçmez. Nitekim biz kendisinin Lokanta ruhsatının iptal etmiş değiliz. Ancak bu ruhsatın artık bir hükmümün kalmadığı da ortadadır; çünkü lokanta açmak için gerekli şartlar o yapının mühürlenmesi ve nihayetinde yıkılacak olması nedeniyle ortadan kalkmış bulunmaktadır. Pek tabii ki yıkım yapıldıktan sonra işletme ruhsatı da iptal edilecektir.

Tüm bu açıklamalardan sonra Belediye’mizin ve şahsımın söz konusu işletmeye acaba kasıtlı mı, yoksa müsamahalı mı baktığını kamuoyunda daha net bir fikir oluşacağı kanısındayım.

Bütün bu anlatılanlardan sonra olayda siyasi bir maksat aramak, olayı “siyasi çehrelerin sürtüşmesi”ne  bağlamak,  buna başka sebepler uydurmak , hele hele iddia edildiği gibi “birilerinin talimatıyla” kişilerin üzerine gittiğim gibi mesnetsiz ve yakışıksız iddialarda bulunmak ne derece doğrudur, bunu kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum. Belediye’miz turizmi baltalıyormuş, inşaat sektörüne bu kış ortasında balta vuruyormuş gibi ciddiyetten uzak, afaki suçlamalara cevap vermeyi dahi gerekli görmüyorum. Biz yasalara uygun uygulamalar yapmak amacıyla yola çıktık. Bu süreçte de kadromuzdaki çalışanlarımızın görev ve sorumluluk anlayışlarını sürekli denetlemekte, daha iyiye ulaşmak için gayret göstermekteyiz.

Mevzuatta aksayan yönler varsa bunların tespit edilip değiştirilmesi için her kesimin fikrini alarak ortak bir yol bulmak çabasındayım. Bu işi becerip beceremediğimi takdir edecek olan ise Datça halkıdır. Birileri istedi diye değil, eğer ben gerekli görürsem istifa ederim. Tavır ve üslupları Belediye’mizi, şahsımı ve çalışanları tahkir edici boyutlarda olan kişilere daha fazla muhatap almanın çok gerekli olmadığını düşünüyorum.

Şu anda ailemizin ortak malı olan binamızın kotu, 2004 Mart sonunda yapılan ve benim hiçbir göreve aday olmadığım Mahalli Seçimler’en önce Datça Belediye Başkanlığı’nın 9.2.2004 tarih ve 10/671 sayılı yazısı ile verilmiştir.  Bu yazıda aynen yazılan şudur: “İlgi dilekçenizde bahse konu olan, İlçemiz İskele Mahallesi 3027 H.d pafta, 180 ada, 16 no’lu parselde yapmak istediğiniz binanın su basman kotu, ekli plankotede belirtilen yolun köşe kotlarının ortalaması olan 0.49 mt. kotunun 1.00 mt. üzeridir.” Ben ailem adına bu inşaata başlarken o güne kadar benzer bir işte bulunmamıştım. Kot, köşe kot, ortalama kot, subasman, plan notları gibi deyimler yakın olmadığım hususlardı. Dolayısıyla bana Belediye’den ne verilirse mimarım ve mühendislerim de onu uyguladılar. Beni özellikle mimarım yönlendirdi. Bana şöyle kot verilsin, bilmem kaç santim olsun gibi hiçbir kimseye bir baskı ya da başka bir şekilde çabam olmadı. Dönemin Sayın Belediye Başkanı hangi esasa dayanarak böyle bir kot belirledi, gerçekten bunu bilmiyorum. Ancak şimdi araştırdığımda bunun muhtemelen bu kotu İmar Yönetmeliğinin 30. maddesinde köşe başı parsellerde kodlandırmayı düzenleyen 30. Maddesinin 3. Bendindeki , “Köşe başı parsellerde kot, yolların farklı olduğu durumda geniş yoldan ve parsel orta noktası hizasındaki bordür taşı üst seviyesinden verilir.” hükmüne dayanarak tespit ettiğini sonucuna varıyorum. Zira Öğretmenevi tarafındaki yol 10 metre, binanın önündeki yol 5 metre genişlikte. Bu kotun da o günkü diğer uygulamalara göre bana özel bir uygulama olduğunu da hiç sanmıyorum. Eğer bana  bugünkü plan hükümlerinin 2.24.1 maddesindeki “… yolun  yüksek tarafına rastlayan  bina kenarı hizasındaki  tretuvar üs seviyesinden  kot verilir. Tretuvar seviyesi  yol seviyesinin 20 cm üstü kabul edilir.” şeklindeki hükme dayanılarak kot verilseydi  binanın önündeki yüksek tarafın kotu en kötü ihtimalle 0.00  olarak kabul edilse bile,   bu kotun  en az 1.20 metre (0.20 m.+1.00 m. = 1.20 m) olması gerekirdi. Bana verilen kot ise 1.49 metre. Yanlış dahi verilmiş olsa sonuçta fazla verilen kot  29 cm. dir (1.49-1.20 = 0.29). Bunun da imara aykırı çok önemli bir durummuş gibi   kamuoyuna takdim edilmesi ne kadar doğrudur, bunun da  takdirini  sizlere bırakıyorum.

Binamın önündeki kaldırım da herhangi bir şekilde bana yapılmış özel bir muamele olmayıp, düzgün bir zemin elde etmek ve özellikle  su birikintilerinden kurtulmak için dönemin Sayın Belediye Başkanının muvafakatiyle yapılmış bir kaldırımdır. İmara aykırı bir yönü yoktur. Benzer uygulamalar ilçemizin birçok yerinde esasen mevcuttur. Ayrıca  iskan aldıktan ve de özellikle Belediye Başkanı olduktan sonra söz konusu binaya çivi dahi çakmış değilim.

Belediye Meclisi Üyesi arkadaşımızın binasıyla ilgili olarak yapılacak araştırma sonucunda bir aykırılık tespit edilirse, arkadaşımızın herhangi bir uyarıya gerek kalmadan gereğini yerine getireceğinden de hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Bizim yasaları herkese eşit şekilde uygulamak gibi bir amaç ve vaadimiz var. Kimse siyasi görüşünden dolayı bizden himaye görmez ya da haksız bir muameleye maruz kalmaz. Bugüne kadar böyle bir olay hiç olmadı olmayacak da. İlk göreve başladığımda bütün belediye personeline talimatım bu olmuştur.

Bu çirkin iddiaları Şener Tokcan’a saldırmak için fırsat olarak görenlerin ve sözde anketlerle Şener Tokcan’ı halkın gözünden düşmüş gibi gösterme çabalarının hiçbir zaman başarıya ulaşması mümkün olmayacaktır.

 

    M. Şener TOKCAN
Datça Belediye Başkanı

19.01.2010
Cici Camping Basın Açıklaması