Bu yıl ilk kez yapılan Datça Edebiyat Günleri yoğun katılımla, zaman zaman coşkunun doruklara ulaştığı güzelliklerle gerçekleşti.
Yine ilk kez Can Yücel'in ölüm yıldönümüne denk getirilen etkinlik; Can Yücel'in ölümünün onuncu yılı nedeniyle 12.08.2009 günü Can Evi'nin ziyaretiyle başladı.
Saat 13:00'de başlayan etkinlik,14:00'de Can Yücel Kahvesinde “Bir başka şey benim istediğim” başlığıyla Can Yücel'i anıyoruz etkinliği gerçekleştirildi.
Ataol Behramoğlu'nun sunumunu yaptığı oturumda, Abdullah Nefes, Can Yücel ile ilgili Adana Cezaevi anılarını anlattı. A.Galip, Can Yücel'in dedesi Ali Bey ve Ertuğrul Fırkateyni'ndeki görevini, bu vesileyle Ertuğrul Faciasını anlattı. Ahmet Antmen, tiatral bir sunumla İroni ve Can Yücel konusunu anlattı.
Yoğun bir kalabalığın izlediği Panelde sorular soruldu. Can Yücel'le ilgili anılar anlatıldı. Çok ilgi çeken Can'ın torununun konuşması ve yeni şiir kitabını sunmasıydı.
Aynı gün saat 17:00'de Tuna Pansiyon bitişiğinde Güney Özkılınç'ın hazırlayıp sunduğu “Bursa'nın Nazım'ı” fotoğraf sergisi açıldı. Sergiye Belediye Başkanı Şener Tokcan'ın yanı sıra, Muğla Miletvekili ve CHP MKYK üyesi Fevzi Topuz'da katıldı. Aynı topluluk sergiden sonra Can Yücel Anıt Mezarını ziyaret etti. Orada da Can Yücel,Siyasi duruşu,sanatçı kişiliği üzerinde duruldu. Can Yücel'in kızları ve torunu mezar başında yaptıkları konuşmada "Şarap değil, lütfen çiçek getirin” dediler. Böylece bazı spekülasyonların da önüne geçmiş oldular!
Aynı gün saat 19:00'da Edebiyat Günleri'nin Onur Konuğu Muzaffer İzgü bir sunum yaptı. Bir buçuk saate yakın konuşmasında ve anlattığı öykülerle izleyenleri hem güldürdü, hem düşündürdü.
Zaten etkinliğin adı da ”Gülmece Neden Güçlüdür” dü. Muzaffer İzgü'nün sunumunu Gülseren Ergin yaptı.
Saat 21:00'de, etkinlik açılışını TRT sanatçısı Şebnem Gürsoy yaptı.
Edebiyat Günleri üzerine Edebiyat Derneği Genel Sekreteri Ayça Bilgin kısa bir konuşma yaptılar.
Daha sonra Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan, Muzaffer İzgü ve Belediye Başkanı Şener Tokcan birer konuşma yaptılar. Muzaffer İzgü, yine çok çoşkulu bir anlatımla izleyicileri büyüledi.
Gece, Nikbinlik Grubunun “Hayatım, Benim En Güzel Şiirim adlı Can Yücel dinletisini sundular. Yine geceyi şiirle süsleyen, Özgen Seçkin, Gülümser Çankaya, Mine Ömer, Hayri.K.Yetik, Adnan Gerger ve Oğuz Tümbaş birer şiir okudular.
Edebiyat Günleri aynı coşkuyla 13.08.2009 günü saat 15:30'da Reşadiye Çınaraltı'nda, ”Datça'da Yaşamak, Datça'da Yazar Olmak” adlı bir söyleşiyi Datça'da yaşayan Emine Azboz ile Suna Güler sundular.
17:00'de “Günümüzde Medyanın Sorumluğu” adlı panelde Hasan Uysal, Adnan Gerger, Enver Aysever medyayı irdelediler. Özet olarak,bugün gazeteler ve Televizyonlar haber sunmuyorlar. Çünkü Türkiye'de artık haber yapacak muhabir kalmamıştır. Muhabirin olmadığı bir yerde haberden bahsedilemez. Ayrıca medyanın tekelleşme yaşadığı, bağımsız bir gazete çıkarmanın olanaksız olduğu, çıkarılsa bile dağıtım tekelleri yüzünden okuyucuya ulaştırmanın zor olduğu konusu işlendi. Bunun yanında medyada büyük bir kirlilik yaşandığı,yozlaşma olduğu, dün başka düşünüp, ertesi gün fikir değiştiren gazeteci tipi yaratıldığını anlattılar.
Yine aynı yerde,yani Kent Park'ta bu kez Anadolu'da Edebiyat ve Edebiyat Dergiciliği konusu işlendi.
Konuya en yakın olan dergicilerden, Özgen Seçkin (Damar/Ankara), Hasan Özkılınç (Agora/İzmir), Gülümser Çankaya (Şiir Saati/Alanya), Uğur Pişmanlık (Aratos/Tarsus), Mine Ömer (Alaz/İzmir), Atlan Türel (Nikbinlik/Ankara), Hayri.K.Yetik (İle/İzmir) sunum yaptılar.
Türkiye'de dergiciliğin çok zor olduğu en uzun yayında kalan derginin DAMAR olduğu,dergilerin para kazanmak için çıkarılmaması gerektiği,Anadolu'da yaşam şansının olduğu söylendi.
Saat 21:30'da, yine Nikbinlik grubunun müzik dinletisi eşliğinde “Günbatımında Şiirler 2” sunumu yapıldı. Sunum yapan şairler:
Abdullah Nefes, Remzi Özmen, A.Galip, Gökhan Cengizhan, Halil İbrahim Özcan, Adnan Azar, Ahmet Antmen, Burak Tokcan, İsa İnan
Böyle günlerde son günler biraz sönük geçiyor. Burada da öyle oldu.14.08.2009 saat 17:00 ve 18:00'de Kültür Merkezi'nde yapılan söyleşiler izleyici bakımından kısırdı. Ancak içerik bakımından belki de en dolu söyleşilerdi.
“Romanın Yükselişi Sürerken” adlı söyleşide,
Öykü ve şiirin kısır bir dönem yaşaması yanında, tüm dünyada olduğu gibi,Türkiye'de de roman neden yükseliyor? Konusu işlendi. Romanın artık ülkelerde bir pazarlama tekniğiyle okuyucuya sunulduğu örnekleriyle anlatıldı. Bunun en güzel örneğini de, Özcan Karababa verdi: ”Elif Şafak'ın Aşk adlı romanıyla, İhsan Oktay Anar'ın adlı romanı arasında bir ayrım yok. Ama Elif Şafak 200 bin satarken, İ.Oktay Anar 20 bin satabiliyor.”
Kapitalizmin çocuklara bile “Tuğla Kitap” tabir edilen kitapları pazarladığı”H:Potter,Yüzüklerin Efendisi gibi”bir dünyada yaşıyoruz. Ama zamanla bu modanın geçeceği,daha dolu ama,daha küçük ebatlı ”NOUVELLA denilen” kitapların daha ilgi çekeceği üzerinde durdular.
Ahmet Tüzün, Şaban Akbaba, Özcan Karabulut'un konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, dinleyicilerden bolca soru geldi. Karşılıklı konuşmalardan sonra ikinci toplantıya geçildi.
“Yerel Yönetimlerin Kültür Deneyimleri” söyleşisinde,
Ali Osman Arıkan Bergama Kermesi'ni, Ahmet Tüzün Antalya Altın Portakal Şiir Ödülü ve Sempozyumunu, gazetemiz yazarlarından Orhan Keskinsoy Datça Simi barış gününü, Ayça Bilgin Edebiyatçılar Derneği izlenimlerini anlattı.
Son günde çok yoğun bir katılımın olmamasına rağmen Datça Edebiyat Günleri ilk kez yapılmasına rağmen çok başarılı geşmiştir. Tüm emeği geçenleri kutlarız.












